AYDINLIK İÇİNDE BİR KÖR

-----Güneş, ufuklardan yüzüme vuruyor. Karanlık gecelerimde doğmak bilmeyen kendisini karlı dağların ardına gizleyen ve her doğuşunda üstüme bir gölge düşürmeyi başarabilen güneş, gözlerimin ışığı söndükten sonra doğuyor. Işığın yüzüme öyle bir vuruyor ki “işte, aydınlığı görmeyi başaramadın!” dermişçesine. Eğer ışığını bir kez görebilseydim belki hayatım böylesine zifiri karanlık içinde kalmayacaktı.

------Hayatım karanlıklar içinde tıpkı bir karınca gibi geçti hep çalıştım; ne yaptığımı bilmeden; zifiri karanlıklar içinde nereye  gittiğimi ve ne için çalıştığımı anlamadan. Belki de beni çalışmaya iten yüreğimdeki alevlenmeydi. Ama nerden bilebilirdim ki sadece bir kıvılcım olduğunu.  Bu kıvılcım bile beni deliler gibi harekete geçirmeyi başarmıştı. Öyle bir şevkle çalışmaya başlamıştım ki önüme dağlar bile çıksa yakıp yıkabilirdim. Keşke dostlarımı bu kadar çok sevmeseydim.

-------Gündüzlerim karanlık, gecelerim zifiri karanlık içinde geçti. Bilseydim gözlerimi yitireceğimi, güneşe bu  kadar düşkün olmazdım. Karanlıkta dostlarımın beni terk edeceklerini bilseydim aydınlığa böyle sevdalı olmazdım.

------Karanlıktayken dost bildiğim karanlık yüzlü ve karanlık yürekli varlıklar vardı hep yanımda. İlkin onları kaybettim, sonra aydınlığa hasret gözlerimi. Gözlerim zifiri bir karanlık içinde kabahatten ve bedbahtlıktan başka bir şey görmemiş olsalar  da yine varlıklar benim içimde güzeldi.
Eğer sizde karanlık içindeyseniz, o karanlık zifiri karanlığa dönmeden açın gözlerinizi. Yoksa benim gibi “aydınlık içinde bir kör “ oluverirsiniz.

10/E    50     
Ömer Faruk ASLAN

Geri